Yanlış çeviri web sitelerinin trafiğini düşürüyor
Günümüz piyasalarında hizmet ve ürünlerin yurt dışına
tanıtılması konusunda en etkin araçlardan biri web siteleri. Firmaların,
farklı ülkelerdeki potansiyel müşterilerine ulaşabilmeleri, web sitelerini
doğru şekilde yerelleştirmeleriyle mümkün oluyor.
Online çeviri hizmetleri platformunda şirketlere web site
çevirisi ve yerelleştirme hizmeti sunanProtranslate.net’in Kurucu Ortağı Kerem Kalkancı, web
sitelerinin yerelleştirilmesi sürecinde firmaların dikkat etmeleri gereken
konulara dikkat çekerek, “Aranan ürün veya hizmetle ilgili bilgi almak için ilk
başvurulan online mecraların arama motorları olduğunu göz önünde
bulundurduğumuzda, yerelleştirilmiş bir çevirinin arama motoru optimizasyonu
açısından da ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Müşterilerin farklı
dillerde yaptığı aramalarda doğru sonuca ulaşması ve siteye ulaştıktan sonra
potansiyel müşteriye dönüşebilmesi için sayfalarımızdaki metinlerde doğru dil
kullanımı, müşteri tarafında istenilen aksiyonu alabilmek açısından önem
taşıyor” diyor.
Kültürel kodlar da dikkate alınmalı
Bir web sitesinin yerelleştirilmesi sürecinde öncelikle o
web sitesine ziyaretçi çekebilecek kelime öbeklerinin belirlenmesi ve hedef
dile çevirisi yapılmış metinlerin aranma hacimlerinin takip edilmesi gerekiyor.
Protranslate.net, sunduğu web site çevirisi ve yerelleştirme hizmetinde Google
Adwords Anahtar Kelime Planlayıcısını kullanarak, belirlenen kelime öbekleri
için lokasyon ve dil bazlı aylık arama hacimlerini çıkartıyor. Bu araç
sayesinde, aranma hacmi yüksek ve hedef dili konuşanların tercih ettiği diğer
kelime öbeklerini de tespit eden Protranslate.net, müşterilerine öneriler
geliştiriyor. Böylelikle pazarlamanın en önemli kurallarından biri olan, hedef
kitlenin yalnızca dilinin değil, kültürel kodlarının da dikkate alınması, yani
marka imajının daha sağlam şekilde inşa edilmesi de sağlanıyor.
Kerem Kalkancı, hedeflenen ülkede başka bir dildeki sayfanın
arama sonuçlarında daha ön sıralarda gelmesinin çok dilli web sitelerinin en
sık karşılaştığı problemlerden biri olduğunu belirtiyor. Bu problemin önüne
nasıl geçileceğini ise Kalkancı, şu şekilde anlatıyor: “Google ve benzeri
arama motorları, ‘hreflang’ denilen bir sayfa etiketi ile hangi ülke için
hangi içeriğimizi ön plana çıkartmak istediğimizi tercih etme imkânı sunuyor.
Örneğin, web sitemizi Türkçe’den Almanca’ya çevirttiysek, hedeflenen sayfalara
gerekli hreflang etiketlerini ekleyerek Almanya ve Avusturya’dan gelen hedef
kitle aramalarında Türkçe’den ziyade Almanca sayfalarımızın ön planda
görüntülenebilmesini mümkün kılabiliyoruz.”
Çevirisi yapılmış sayfalar dijital pazarlama faaliyetleri
ile desteklenmeli
Kerem Kalkancı, yeni bir dilde yerelleştirilmesi yapılmış
bir web sitesi için ilk günden yoğun bir hedef kitle trafiği beklememek
gerektiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Rekabetin yoğun olduğu günümüzde
o dilde bizden önce benzer veya aynı hizmeti veren, o dile ait içerikleri daha
önceden oluşturmuş web siteleri muhtemelen olacaktır. Bu sitelerin arama
motorları tarafından çok önceden endekslenmiş ve arama motorlarının
kriterlerine göre otorite kazanmış olması nedeniyle üst sıralarda
görüntülenmesi oldukça doğal. Sitemizin hedef arama terimlerinde rakip
sitelerin önünde görüntülenmesi için optimizasyon çalışması yapılması biraz da
dijital pazarlama faaliyetleri kapsamına giriyor. Yerelleştirmenin doğru
yapıldığı bir web sitesinde metin çevirisi, meta etiketleri ve kod yerleşimleri
ile arama motoru optimizasyonu işinin yaklaşık yüzde 20’lik kısmını tamamlamış
oluyoruz. Kalan işlemler, çevirisi yapılmış sitenin sayfalarının diğer
sitelerden ve alt sayfalardan ne kadar referans gösterildiği ve link verildiği,
bu sitelerin ve sayfaların hedef sayfa ile temasal alakası ve hedef sayfa ile
ilgili sosyal paylaşımlar gibi diğer önemli konuları içeriyor.”

Leave a Comment